Ana Sayfa

Basına ve Kamuoyuna

Duyuru Grubumuz

Etkinlikler Arşivi

Sitemizde Yazılar Arşivi

Webde Yazılar Arşivi

TÜRK HUKUK LÛGATI

Hakkımızda

Künye (info)

Organlar

Önceki Web
Tarihimizden

Tüzük

Üyelik Başvurusu

Yayınlar

 

İçtihat Karar

A.İ.H.M.

Yüksek Mahkemeler

Kurumlar/Kurullar

 

Mevzuat

Anayasa

Başbakanlık Sitesinde

Kanun Tasarıları (Sorgu)

Kanun Teklifleri (Sorgu)

Türk Ceza Adalet Sistemi

Uluslararası Sözleşme

Yeni Kanunlar

 

Yararlı Bağlantılar

Faiz Oranları

Faiz % (BBALibor)

Google Arama Sayfası

Günlük Kur

Geçmiş Kur

Hava Durumu

Medya

Türkiye.gov.tr

 

WEBDE YAZILAR ARŞİVİ

 

Yetki Kanunu-6223, Bağlı Kararnamelerin Genel Özellikleri ve Yeni Kurulan Beş Bakanlık Üzerine Değerlendirme

Birgül Ayman Güler

Bu yazı, Resmi Gazete’de 3 Mayıs 2011 gün ve 6223 sayılı, altı ay süreli Yetki Kanunu çerçevesinde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler üzerine genel değerlendirme ile ilk kez kurulmuş bulunan beş bakanlığın incelemesidir.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 19.07.2011     Metni için buraya tıklayınız

 

Mal Rejimleri ve Bunlardan Doğan Kanun İhtilafları

Dr. Osman Berki (AÜHF Dergisi 1943)

Malûm olduğu üzere evlenmenin tevlidettiği hükümler iki büyük kısma ayrılır. Bu hükümlerden bir kısmı karı kocanın hal ve ehliyetine taallûk eder. Bu hükümler eşlerin ahvali şahsiyesini «statut personneb> tadil eyler. Arsıulusal bakımdan karı kocanın tâbiiyetlerinin farklı olmasından doğan kanun ihtilâfları «Conflit des lois» nispeten kolay bir sureti hal bulmaktadırlar. Filhakika evlenmenin şahsi hükümlerini «effets personnels» idare etmek için salâhiyettar bir kanunun aranmasında müellifler ve mahkeme içtihatları «jurisprudence» alâkadarların millî kanunlarına «loi nationale» müracaat etmek hususunda ittifak etmektedir. Yalnız feodalite ananesine sadık kalan ingiliz ve Amerikan hukukşinasları tetkiki ile meşgul olduğumuz kanun ihtilâflarının halli meselesinde millî kanunun tefevvukunu tanımıyorlar.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 13.12.2009     Metni için buraya tıklayınız

 

Türkiye'de Borçlar Hukuku Üzerindeki Çalışmalara Bir Bakış

Dr. Bülent Nuri Esen (AÜHF Dergisi 1943)

Borçlar hukukuna dair ilk olarak eserler hazırlayıp neşredenler «Darülfünun Müderrisleri» olmuşlardır. Rahmetli Hacı Âdil (bey) in ismini burada tazimle anmak bizim için bir borçtur. Gerçi, Hacı Âdilin Borçlar Kanununu şerhi tamamlanamamıştır. Bununla beraber, Borçlar Kanununun umumi hükümlerine dair olan kısımları çıkarılmış ve Mecelle ile yeni kanun arasında açılan uçurum biraz olsun kapatılmak istenmiştir. Garbın hukuk tekniğine alışık olmıyan hukukçularımız için Hacı Âdilin rehberliği birinci derecede bir önemi haiz olmuştur. Hacı Âdilin eserinin neşrinden hayli zaman sonra, Müderris Abdurrahman Münib medeni hukuka dair ders notları arasında borçlar hukukuna giriş diyebileceğimiz bir kısım neşretmişti. Haddi zatinde bu kısım Borçlar Kanununun baştaki kırk maddesinin şerhinden ibaret bulunuyordu.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 13.12.2009     Metni için buraya tıklayınız

 

La Haye Sulh Konferanslarından Önce Tahkîm Ve Sulhçuların Gayretleri

Prof.Dr. Nihat Erim (AÜHF Dergisi 1943)

Devletlerarası âmme hukukunda tahkim, iki devletin aralarında çıkan bir ihtilâfı, tahkimname denilen bir anlaşma ile, hakem adı verilen bir üçüncü şahsın takdirine, usul ve esasa dair kararlar vermek salâhiyetleri ile beraber, hukuka uygun olarak katî surette halletmek üzere bırakması demektir... Tahkim ihtiyari veya mecburi olabilir. İhtiyari olduğu zaman alâkadar devletler herhangi bir hâdise çıktıktan sonra onu hakeme tevdi edip etmemekte serbesttirler mecburi tahkimde ise her türlü anlaşmazlığı, veya muayyen bazı anlaşmazlıkları, hakeme havale etmeyi taraflar önceden bir anlaşma ile,kabul ederler.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 13.12.2009     Metni için buraya tıklayınız

 

Günümüz Türkçesiyle, Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt'un 1926 yılında Medeni Kanun için yazdığı Genel Gerekçe (Esbabı Mucibe Lâyihası)

Mahmut Esat Bozkurt

Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti'nin tedvin edilmiş ve Medeni Kanunu yoktur. Yalnız, sözleşmelerin küçük bir kısmına değinebilen Mecelle vardır. 1851 maddedir. 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlanmış ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlanarak yürürlüğe konulmuştur. Denilebilir ki: Bu Kanunun günümüzün ihtiyaçlarına uyan ancak 300 maddesidir. Geriye kalanı ülkemizin ihtiyaçlarını ifade edemeyecek kadar ilkel bir takım kurallardan oluştuğundan uygulanamamaktadır. Mecelle'nin kuralı ve ana çizgileri dindir. Halbuki insanlık yaşamı, hergün hatta her an esaslı değişikliklerle karşı karşıyadır...

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 12.01.2009     Metni için buraya tıklayınız

 

Örtünme ve Yasak

Prof. Dr. Zeki HAFIZOĞULLARI

Konumuz, örtünme, genelde özeli ifade eden dinsel örtünme ve yasaktır... Dinsel örtünme ve yasak, ilk kez aydınlanma düşüncesi ile birlikte tartışma konusu olmuştur. Aydınlanma teokratik toplum/hukuk/devlet düzenlerinin ortadan kalkması, evren ve evrende insanın yeni bir anlayışıdır... Aydınlanma, evren ve evrende insanı aklî algılamış, toplumun akdî bir veri olduğunu, buyurma erkinin ve hukukun kaynağının beşeri irade olduğunu kabul etmiştir. Bu düşüncede, beşeri her oluşum insan eseridir...

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 18.11.2008     Metni için buraya tıklayınız

 

Türkiye Cumhuriyetinin Devletinin Meşruiyeti Temeli Olarak Laiklik

Prof. Dr. Zeki HAFIZOĞULLARI

Madem beşeri her faaliyetin içinde cereyan ettiği ortam hukuktur, madem hukuk toplumun üst yapısıdır, yahut toplumun kendisini bir ifadesi biçimidir, cumhuriyeti bu açıdan, yani kendisine vücut veren hukukunun niteliğine bakarak değerlendirmek istiyorum... Bir toplumun, toplumun siyasal tezahürü devletin, devletin hukukunun kaynağı, yani meşruiyetini kazandığı temel değer ya ilahi irade ya da beşeri irade olmaktadır... Meşruiyetinin kaynağı ilahi irade olan toplumsal-siyasal-hukuksal düzenler teokratik düzenler, meşruiyetinin kaynağı beşeri irade olan toplumsal-siyasal–hukuksal düzenler laik/seküler düzenlerdir...

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 10.11.2008     Metni için buraya tıklayınız

 

II. Meşrutiyet Dönemi’nde Adliye ve Mezâhip Nezareti’nde Bürokratik Reform

Dr. Erkan TURAL

Adliye Nezareti’nin kuruluşu ve sonraki aşamaları ile ilgili olarak bir akademik literatürden bahsetmek hala imkansızdır. Ortaya konan sınırlı çalışmalar da yüksek lisans veya doktora tezi olup kitaplaşmayı beklemektedir. Teşkilat tarihine yönelik bu ilgisizlik diğer ülkelerle kıyaslandığında büyük bir tezat oluşturmaktadır. Yurtdışında bu tür kurumsal çalışmalar Ortaçağ kiliseleri veya üniversitelerinden diploma alan hukuk öğrencilerine kadar götürülmekte; bu kişilerin kariyerleri üzerinden kurumların arkeolojisi yapılmaya çalışılmaktadır.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 10.11.2008     Metni için buraya tıklayınız

 

Sınıraşırı Alacakların ve Banka Hesabının Haczi

C. Gökhan ERBAŞ

Sınıraşırı alacakların haczi öteden beridir mevcut olan ve Çekismesiz Alacaklar Hakkında Avrupa İcra İlâmının Çıkartılmasına Dair 21 Nisan 2004 tarih ve 805/2004/AT sayılı Avrupa Parlementosu ve Konseyi Tüzüğü`nün yürürlüğe girmesiyle önemi gittikçe artan bir problem teskil etmektedir. Burada zorunlu olarak, 1) icra alacaklısı 2) icra borçlusu ve 3) üçüncü kişi durumundaki borçlu olmak üzere en az üç kişinin katıldığı icra takibinin özel bir çeşidi söz konusudur. Yabancı ülke unsuru ise ya yukarıda sayılan taraflardan birisinin icra takibinin yapıldığı ülke içerisinde mukim olmaması ya da alacağın yabancı ülkede bulunması halinde ortaya çıkmaktadır.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 10.11.2008     Metni için buraya tıklayınız

 

Fransız İdare Hukuku ve Avrupa Hukukunun Üstünlüğü

John Bell, Çev: Yrd. Doç. Abdullah UZ

Fransız idare mahkemeleri, Avrupa hukukuna karşı farklı bir yaklasım sergilemektedir. Bir yandan 1958 Fransız Anayasasına saygı konusunda bağlılıklarını sergilerken, diğer taraftan Fransa’nın uluslar arası anlaşmalardan kaynaklanan uluslar arası yükümlülüklerine saygı göstermesi gereğine vurgu yapmaktadırlar. Fransız Danıstayı’nın (Conseil d’Etat) Avrupa Birliği hukukunun üstünlüğünü kabul etmede gösterdiği yavaşlığın hikayesi çalışmalarda ortaya konulmuştur.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 16.08.2008     Metni için buraya tıklayınız

 

Yargı Bağımsızlığı Açısından Osmanlı’da ve Günümüz Türkiyesi’nde Yargıya Genel Bir Bakış

Yrd. Doç. Nevin ÜNAL ÖZKORKUT

Bağımsız bir yargı, hukuk devletinin önemli bir unsuru, bireyin özgürlüğünü korumaya yönelik önemli bir tedbirdir. Bu nedenle yargının, yasama ve yürütmeden bağımsız ve bu iki kuvvet başta olmak üzere gerek dışarıdan gelebilecek etkilere karsı, gerek kendi içinde korunması gerekir. Osmanlı Devleti’nde yargıya önem verilmiş, kural olarak yargılama faaliyetine müdahale edilmemiştir. Ülkemizde de yargı bağımsızlığı için gerekli şartların bir kısmı sağlanmış olmakla birlikte henüz giderilmesi gereken önemli eksiklikler bulunmaktadır.

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 16.08.2008     Metni için buraya tıklayınız

 

Osmanlı Devleti’nde Kapitülasyonlar Çerçevesinde Yabancıların Din ve Vicdan Özgürlüğü

Dr. Belkıs KONAN

Çalışmamızda, Osmanlı Devleti’nde bulunan yabancıların din ve vicdan özgürlüğünden ne derece yararlandıkları araştırılmıstır. Bireylerin diledikleri dini veya felsefeyi serbestçe seçmesi, herhangi bir dine inanmama hakkı, seçtikleri dinin gereklerini yerine getirebilmesi, dini eğitim alma-verme ve örgütlenmesi olarak tanımlayabileceğimiz din ve vicdan özgürlüğünün uygulaması teokratik bir devlet olan Osmanlı Devleti’nde ayrıcalık göstermektedir. Yabancıların bu haktan yararlanmaları İslam hukukunun bazı temel kurallarına dayanmakla birlikte esas olarak kendisine ayrıcalık (kapitülasyon) tanınan devletlerle yapılan antlasma metinlerinden kaynaklanmıstır...

Sitemizden Bağlantı Tarihi: 16.08.2008     Metni için buraya tıklayınız